29 Ocak 2009 Perşembe

Tylol Hot

Taşınma melankolisi geriye atıldı. Mecburen.

Tylol Hot'a dönelim. Mucize ilaç diye bellemiştik adını. Yurdum kahvelerinde bile satılıyor bir süredir, ıhlamur yerine içebiliyorsunuz.

Meğer tarhana ile aynı metodla yapılıyormuş bu meret. Limon, greyfurt, tebeşir, post-it (renk verici madde), yumurta, turp, lületaşı, kimyon ve su karıştırılıyor, hamur haline getirildikten sonra fabrika çatısında büyük çarşaflara serilip güneşte kurutuluyormuş. Karışım iki hafta kadar bekletildikten sonra da toz haline getiriliyor, paketlenip satışa hazır oluyormuş.

Ya da yalancının tekiyim ben.

22 Ocak 2009 Perşembe

Taşınma

İç sıkıntısı, hüzün ve özlem, şimdiden... Neredeyse 6 yıldır çalıştığım İstiklal Caddesi'nden taşınıyorum.
İşyeri olarak uzak topraklara, Maltepe'ye göç ediyoruz.
Artık ne zaman sıkılsam kafamı çevirip baktığım Galatasaray Meydanı yerine E5 olacak manzaram. Sabahın bir saatinde oturduğum yerden son İstiklal fotografı. Eşyaları sabırsızlıkla bekleyen koli. Koliyi görmemezlikten gelen ben. Boğazımda bir düğüm.

Avunma çalışmaları. Artık daha az trafik. Daha fazla sabah uykusu. Daha fazla E5. Daha az deniz, vapur, tünel. Daha az martı.

Kattakilerden birinin söylediği gibi, Elveda Rumeli. Elveda Kahveci Mustafa Abi. Elveda akşam buluşulacak arkadaşlara "siz Gassaray'a gelin, el sallayın, ben inerim" deme terbiyesizliği. Elveda Galata Kuledibi çayları. Elveda zor iş gününden sonra, davul gibi kafayla İstiklal'e karışmak, unutmak.

Hüzün ki en çok yakışandır bize.

12 Ocak 2009 Pazartesi

Lütfen Ciddi Olanlar Arasın


İngiltere kralı IV. Edward'ın saray soytarısı aradığı ilandaki uyarı cümlesi.
Kral 6 ay sonra sıkıntıdan ölmüştür.

honour knowledge - canı sıkılan adam

4 Ocak 2009 Pazar

Nil Timsahı ve Üzgün Balığı

Konuya direkt gireyim, var bunlar.

İsim Şehir oynarken "n" ve "ü" harflerinin yegane hayvanlarıydı bu ikili. Yeni bir kadroyla oynanıyorsa illa tartışma çıkardı. Nil timsahı diyen bunu bir şekilde kabul ettirmeyi başarırsa da bir sonraki oyunda artık herkes yazardı bu gizemli hayvanı.

Wikipedia olsun, hayvan ansiklopedisi olsun anlatıyor nil timsahlarını. Crocodylus niloticus diye biliniyorlarmış hayvanlar aleminde, ki bu da nil timsahı/namibya şebeği/nepal sırtlanı kadar uydurma geliyor kulağa, olsun. Afrika kıtasının en büyük timsahları bunlarmış. Erkekler dişileri burnundan su fışkırtarak etkilemeye çalışıyorlarmış, aynı taktiğe ilkokul döneminde ben de başvurmuştum.

Hayvan ansiklopedisi üzgün balığını da anlatmış. Nil timsahı neyse de, buna çocukluğum boyunca inanmamıştım. Hala da şüpheleniyorum, bu hayvanı hep yazan kuzenim mi web'e girdi yazdı ansiklopediyi diye. Wikipedi'de sad veya sorrowful fish yok çünkü :)

Trivia of the Day: Burnundan su fışkırtan çocuğun İsim şehir oynarken "ç" harfi hayvanında bir kez çerkez tavuğunu kabul ettirmeyi başardığını biliyor muydunuz?

31 Aralık 2008 Çarşamba

Mutluluk, Yeni Yıl, ya da Ufkumda Batan Güneş / Bu Sabah Doğacak Mı?


Mutluluk yeşil çayırlarda masumca otlayan kuzunun üzerine hööaaarggghh çığlığıyla atılıp onu fütursuzca korkutmak, sonra da "şaka be şaka" diye umarsızca sevmek, mıncırmaktır.

En mutlusundan bir yeni yıl olsun.

30 Aralık 2008 Salı

Bacı Komünist


40 günlüğüne Havana'ya giden Işıl'ın Küba izlenimleri. Heyecanla takip ediyoruz.


27 Kasım 2008 Perşembe

Camoranesi'ye Ayıp Ettiler


19 Kasım Çarşamba futbol milli takımlarının hazırlık maçları günüydü. Biz Avusturya'yı 4-2 yenerken İtalya da Yunanistan'la Atina'da, Karaiskakis stadında oynuyordu. Galatasaray'ın top yakalayıcısı De Sanctis oynuyor diye bizim medyanın dikkatini çeken maçta Juventus orta sahasının yılmaz savaşçısı Arjantin asıllı Mauro Camoranesi de 7 numaralı formasıyla ilk 11'deydi yine.

Buraya kadar herşey güzel, peki yandaki kadro fotografında Camoranesi'ye yapılan şerefsizliğe ne demeli! Diğer kısa boylular öne diz çökmüşten Mauro arka sırada Luca Toni ve diğer devlerin yanında bırakılmış, pigme kalmış. Bu yer cücesi duruşu da cümle alem medyada yayınlandı.

Kavgada yapılmaz bu.

7 Kasım 2008 Cuma

Kuyrukluyıldız

Bu yanıltıcı bir terim aslında. Güneşten uzaklaşırken gaz ve tozdan oluşan kuyruk önden gidiyor. Ayrıca nadiren birden fazla kuyruğu olan kuyrukluyıldızlar da varmış.

Meteor yağmurları çoğunlukla dünya bir kuyrukluyıldız yörüngesinden geçerken kuyrukluyıldızdan arta kalmış kalıntılar nedeniyle oluşuyor. Biz "aa, yıldız kaydı" diye dilek tutarken bu artıkları seyrediyoruz aslında. Zaten anında dilek bulamayıp "bir daha yıldız kaysın" dileyen benim gibilere bu bile fazla, o ayrı.

Kuyrukluyıldızlarla insanoğlu ilişkisi eski; Gılgamış Destanı gökten düşen yıldızlardan bahsediyor. En celebrity olan Halley Çinliler tarafından MÖ 240'larda kayıt altına alınmış. O zamanlarda kuyrukluyıldızın görünmesi felaket haberi olarak algılanırmış. 1811'deki büyük kuyrukluyıldız (C/1811 F1 diyerek arkadaşlarınıza hava atabilirsiniz) Napoleon'un işgalini habercisi kabul edilmiş, bir tek alemci Portolular en iyi şarap rekoltelerinden birinin o yıla ait olduğunu not düşmüşler.

Fotograf 1995'te keşfedilip 1997'den itibaren 18 ay boyunca çıplak gözle takip edilebilmiş rekortmen Hale-Bopp'a ait. Bu kuyrukluyıldızla gelen bir uzay gemisinin ruhlarını kurtarılmış diyara götüreceği inancıyla topluca intihar eden 38 kişilik Heaven's Gate tarikatı ise başka bir yazı konusu.

10 Ekim 2008 Cuma

Trenle Selanik

Gitmediğiniz ülkeleri, şehirleri keşfe çıkmayı seviyorsanız, hele bir de köklerinizde benim gibi Batı Trakya bağlantısı varsa Selanik ideal bir ziyaret noktası. Yakın bir kere. 29 km mesafede doğduğum sınırın diğer tarafını görmek, bunu da uçağa gerek duymadan, daha ucuza yapmak da var. O halde gitmek lazımdı, gittik tam 1 yıl önce.

Tren ve otobüs alternatifleri var, yaklaşık aynı sürüyor gibi görünüyordu. Ama hem trenle yolculuğun cazibesi, hem de koltukları yatağa dönen iki kişilik kompartımanlarıyla Dostluk (Filia) Ekspresi çok daha cazip geldi. Biletlerle ilgili bilgi tcdd web sitesinde var. Tren akşam 8'de Sirkeci'den yola çıkıyor ve sabah 8 civarlarında Selanik'te olması bekleniyor. Gerçi bindikten sonra hoşsohbet bir kondüktör o saatte hiç varmadıklarını anlattı da bizi rahatlattı!

Önce güzel kısımlar. Kompartımanda lavabo ve mini bir buzdolabı var. Odadan çıkmadan yüz yıkamak veya benim gibi buzdolabını görünce tren hareket etmeden koşup bira stoklamak nefis. İkili koltuk çekince ranzanın alt katına, üst bölümdeki katlı kısım üst kata dönüşüyor. Görevlilerden biri de ilerleyen saatlerde eski ama temiz yastık kılıfı ve çarşaf dağıtıyor. Kötü haber: Ne tren ne de raylar İspanyol Renfe veya Thalys ortamıyla alakalı. Feci ses yapıyor, merkezi klima kafasına göre çalışıyor ve boyunuz 1.80m üzeriyse ranza size kısa gelecek. Üstelik biz Selanik'e ertesi gün 12'den sonra varabildik!

Bizimki ekstrem bir durumdu, gümrüğün Türk tarafında sorun çıktı, trende belirtilen yolcu sayısıyla pasaport sayısı tutmamış, ama yine de kahvaltıyı Selanik'te yapacağınıza emin olmayın ve yanınıza birşeyler alın. Trende yemek vagonu yok, dolaşan seyyar büfeyse zayıf.

Otobüsle gittiğinizde siz inip pasaportlarla vize kontrol kuyruğuna giriyormuşsunuz. Trende ise görevliler her kompartımana girip pasaportları topluyor, işliyor ve sonra aynı şekilde geri dağıtıyor. Sınırı geçip 20dk gittikten sonra farklı üniformalı fakat aynı tipli adamlar aynı işlemleri tekrar yapıyor. Yol 12 saat belki ama en az birer saatlik beklemelere hazır olmak gerek. Bir de tren dururken tuvalete gitmeyin, aman :)

26 Eylül 2008 Cuma

Salvador Dali Sergisi - Tatlıses Konseri


İstanbul'da Bir Sürrealist - Salvador Dali Sergisi'nin açılışı şerefine İbrahim Tatlıses Sabancı Müzesi bahçesinde mini bir konser verecekmiş.
Açılış türküsü: Yetiş Ya Picasso, Yetiş Ya Dali...